Bir süre "Bahar ve Çiçek Bayramı" olarak anılsa da dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi 2008’den bu yana 1 Mayıs İşçinin “EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ” olarak kutlanmaktadır.
Kutlama demek adettendir. Ancak 1 Mayıs, daha ziyade işçinin, çalışanın, emeğinin, alın terinin değerinin farkına varılması, karşılığını bulması ve hakkının aranması gibi konuların gündeme gelmesi için çeşitli etkinliklerin yapıldığı bir gündür.
Bu senede yapılacak etkinliklerde bir kez daha; İşverenin, işçisini maddi ve manevi açıdan mağdur etmemesi, çalışma şartlarını iyileştirmesi talepleri dile getirilirken, çalışanın emeğinin sömürülmemesi ve hakkının tam olarak korunması gerektiği vurgulanacaktır.
Aslında işçinin (çalışanın) ücretini, işi bitirdiği an veya geciktirmeden, hak ettiği zaman verilmesi konusunu ilk gündeme getiren Hz. Muhammed'in (s.a.v.) “İşçinin hakkını alın teri kurumadan verin” sözlerinin yer aldığı adalet ve hakkaniyete dayalı bir hadis-i şerif mealidir. Emeğin kutsallığını, işverenin sorumluluğunu ve çalışanların mağdur edilmemesini temel alan bir çalışma ahlakı Yüce dinimiz İslam anlayışının temel ilkeleri arasındadır.
Ülkemizde işveren konumundaki resmi ve özel kişi, kurum ve kuruluşlarda yapılması gereken uygulamalar yasalarla düzenlenmiş olmasının yanı sıra dini inancımız, örf ve adetlerimiz gelenek ve göreneklerimiz alın terinin değerini zamanında verilmesini güvence altına almaktadır.
Buna rağmen son elli yıldır hep ezilen, horlanan, , güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirilen, itilip kakılan çalışmasının karşılığını tam olarak alamayan maalesef işçi kesimi ve çalışan kesimi olduğunu gördükçe, izledikçe? Neden diye sormadan edemiyor, insan: Neden çalışan alın terinin değerinin karşılığını alamıyor? Neden bu insanlara bu muamele reva görülüyor?
Dünyanın ekonomik durumuna paralel olarak ülkemizde de zengin (yani işveren) daha zenginleşiyor, fakir daha fakirleşiyor. Aradaki uçurum gittikçe açılıyor. İşveren kimin sayesinde gelirine gelir katıyor? Tabii ki; çalışanın üretenin emeğinin ve alın terinin sayesinde.
Peki, bunun karşılığını çalışana veriyor mu? Bunun layıkıyla yapan işverenleri tenzih ederek yazıyorum: maalesef bazı patronlar, birbirleriyle bindikleri araba, oturdukları ev ve gezdikleri yerler ile yarışmaktan kendisini o seviyeye çıkaranların hakkının karşılığını tam olarak vermeyi çok da önemsemiyor.
Bunun en son örneğini geçtiğimiz günlerde yaşanan madencilerin eylemlerinde gördük, izledik ve duyduk. İşçilerin durumları ve haklı talepleri muhalefetin yanı sıra iktidar partisi tarafından da teslim edildi. Çok şükür aklıselim galip geldi de iş tatlıya bağlandı. Keşke bu durum çok önceden yapılsaydı da o insanlar günlerce perişan edilmeseydi.
Öyle veya böyle çalışanın ve işçinin gücü üretimden geliyor. Üretim ise çalışanın alın terinin eseridir. Bir ülkede üretim olmaz ise sanayileşmede olmaz, gelişmede olmaz. Üretim ve üreten kişinin alın teri çok kutsal bir değerdir. Bu değerin kıymetini bilmeli ve hakkını teslim etmeliyiz.
Bu konuda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışmanın, üretmenin ve emeğin önemini vurgulayan, bağımsızlığın korunması için çabalamak gerektiğini belirten şu sözlerini tüm çalışma dünyası duvarına asmalı ve ona göre hareket etmelidir. Çünkü, ülkenin geleceği üretime ve alın terine bağlıdır.
“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar."
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun, hayırlara vesile olsun, inşallah. Kalın sağlıcakla.


