Bir ilçeyi ayakta tutan yalnızca yolları, binaları, resmi tabelaları değildir. Asıl ayakta tutan; orada yaşayan insanların o yere dair hissettiği aidiyet, yani ilçe bilincidir. İlçe bilinci yoksa; kalkınma lafta kalır, üretim tabelada asılı bir kelime olur.
Bizim ilçelerde kalkınma hep “dışarıdan gelecek” bir şey gibi anlatıldı. Bir fabrika gelsin, bir yatırımcı gelsin, bir proje gelsin… Oysa asıl soru şudur:
Biz ilçemize ne veriyoruz?
İlçe bilinci, sabah tarlasına giden çiftçinin toprağına gözü gibi bakmasıdır.
Esnafın dükkânını yalnızca ekmek kapısı değil, mahallenin yüzü olarak görmesidir.
Öğretmenin, öğrencisini “yarın buradan gidecek” diye değil, “yarın burayı büyütecek” diye yetiştirmesidir.
Kalkınma, önce zihinde başlar.
“Bizden bir şey olmaz” cümlesi kurulduğu anda üretim biter.
“Bizim ilçeden adam çıkmaz” dendiği anda umut göç eder.
Oysa bu topraklar; üretmeyi bilen insanların, kanaatkâr ama dirençli ailelerin, zor zamanda imeceyle ayakta kalan köylerin topraklarıdır. İlçe bilinci dediğimiz şey, tam da bu hafızayı diri tutmaktır.
Bugün üretim yalnızca fabrika demek değildir.
Tarım üretimdir.
Hayvancılık üretimdir.
El emeği, yerel ürün, kooperatif, küçük atölye üretimdir.
Ve en önemlisi: bilgi üretimi üretimdir.
İlçede üretilen değerin ilçede kalması gerekir. Bu da ancak yerel dayanışmayla olur. Çiftçi yalnız kalırsa toprağı küser. Genç yalnız kalırsa ilçeyi terk eder. Esnaf yalnız kalırsa kepenk indirir. Ama birlikte düşünülürse, birlikte üretilirse; küçük ilçeler büyük işler başarır.
İlçe bilinci, geçmişi kutsamak değil; geçmişten güç alarak geleceği kurmaktır.
Nostaljiyle oyalanmak değil; hafızayı pusula yapmaktır.
Bugün ilçelerimizin en büyük ihtiyacı; büyük laflar değil, sahici işlerdir.
Gösterişli projeler değil, sürdürülebilir üretimdir.
Merkezden beklemek değil, yerelden başlatmaktır.
Unutmayalım:
Bir ilçe kendine inanırsa kalkınır.
Kendi üreticisine sahip çıkarsa büyür.
Kendi gencine umut verirse yaşar.
İlçe bilinci; sessizdir ama derindir.
Gürültü yapmaz ama iz bırakır.
Ve doğru yerde, doğru zamanda filizlenirse; bir ilçeyi yalnızca ayakta tutmaz, yarınlara taşır.
Bu mesele hepimizin meselesi.
Çünkü ilçe dediğimiz şey; haritada bir nokta değil, ortak kaderimizdir.


