KIŞIN İÇERİ KAPANINCA İNSAN KENDİNİ DUYAR

Yayınlanma : 07 Ocak 2026 20:41
Düzenleme : 07 Ocak 2026 20:41

Bozkırda kış sessiz gelir.

Tarla susar, ağaç kabuğuna çekilir, keçi ahırda daha uzun bakar insanın yüzüne.

İş azalır, yol kısalır, gün erken kararır.

Ve insan, ister istemez içeri kapanır.

Bugünlerde “içeri kapanmak” kötü bir şeymiş gibi algılanıyor.

Sanki hep hareket, hep koşu, hep üretim şart.

Oysa tabiat bize başka bir ders veriyor.

Toprak kışın boş durmaz; dinlenir.

Köklerini güçlendirir, bahara hazırlanır.

İnsan da öyledir.

Kış, insanın kök mevsimidir.

Eskiden kış akşamları uzun olurdu.

Tandır başında ekmek pişer,

sobanın etrafında söz çoğalırdı.

Hikâyeler anlatılır, defterler açılırdı.

Kimse “sıkıldım” demezdi; çünkü insan kendini dinlerdi.

Şimdi kış yine kış, ama biz değiştik.

Sessizlikten kaçar olduk.

Ekranlarla oyalanıyor, düşünmemek için hızlanıyoruz.

Oysa bazen durmak gerekir.

Bazen işin azalması, ruhun konuşması içindir.

Yazmak da burada başlar.

Yazmak bir iş değildir; bir ihtiyaçtır.

Kışın ruhun sobasıdır yazı.

Dumanı yoktur ama içi ısıtır.

İnsan yazdıkça neye üzüldüğünü, neyi özlediğini, neyi kaybettiğini fark eder.

Ben kışın şunu görüyorum:

Hareket azalınca hakikat görünür oluyor.

Toprakla uğraşan bilir;

dinlenmeyen toprak yorulur,

dinlenmeyen insan da…

Kış, üretimsizlik değil;

başka tür bir üretimdir.

Toprak kendini onarır,

insan kendini yoklar.

Belki bu yüzden kış yazıları daha sahicidir.

Bozkırda kış, insanı cilasız bırakır.

Ne fazlalıklar saklanır,

ne de duygular.

Bu kış kendime sık sık şunu soruyorum:

Toprak dinlenirken ben ne yapıyorum?

Kaçmıyor muyum sessizlikten?

Yazıyla, düşünceyle, hatıralarla barışıyor muyum?

Belki de asıl mesele şu:

İçeri kapanmak korkulacak bir şey değil.

Yeter ki insan o kapının ardında kendini bulabilsin.

Soru basit ama derin:

Bu kış sen neyi onarıyorsun?

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.