Seyyid Bayram Veli, 1960-1970'li yıllarımızda çocukların en küçük tökezlemesinde annelerin, "Yetiş Bayram Seydi Dedem!" diye imdada çağrılan dedesi idi.
Toplumsal belleğimizin bir yerindedir halen Seyyid Bayram Dedemiz!. Literatüre yani Yazına geçmemişti. Unutulmasın istedik.
Önce Seydişehir'de Seyyid Harun Sempozyumu'nda konuştuk,
"-Hocam bir yanlışlık mı var, Seyyid Harun Veli olmayacak mıydı? diye soranlar oldu.
Evet, Seyyid Bayram bizim hafızamızda derin izler bırakmış olsa da Hadim-Bozkır arasındaki bir zamanlar Bozkır'a bağlı Gezlevi(Korualan), Dedemköyü (Dedemli), Gerez(Yalınçevre), Holuslar(İğdeören) Dolhanlar ve Fakılar dışında pek bilinmez.
Osmanlı bu alanı Bozkır'ın da "Dağ Kolu" olarak bilirmiş, kuzeyi ise Suğla hattı Yazı Kolu imiş. Düşünsenize Dağlı bilinen Bozkır'ın da Dağlısıyız.
Neyse, uzatmayalım!
Dedemiz buraya ait!
1980'lerden sonra dışarıya açılım artınca Dedemiz de unutulmaya yüz tuttu.
Unutulmasın istedik, Yakup Kaya ve Mustafa Akkuş'un Editörlüklerinde yayımlanan "Şehir ve Medeniyet Öncüsü Seyyid Harun Veli" Kitabında yayımlandı.
Bizim oralarda Seyyid Bayram Veli ile Alanya'daki Seyyid Mahmud Veli ve Seydişehir'deki Seyyid Harun Veli'nin kardeşliklerinden söz edilirdi; gördüm ki Meram'ın Hasanşıh'da bu dervişlerin Erengirit'ten dağıldığı anlatılır, bu da pek başka yerde bilinmiyor.
Batıda da Ilgın Beykonak'taki Dedediği Sultan da buradan gitmiş. Yani Erengirit Ergenekon gibi bir kutsal dağ..
Kıyıda köşede kültürümüzden kalan şeyleri yazıp geleceğe bırakmamız da eli kalem tutanların bir görevi olmalı.
Yoksa bana diyecekler"
"Git sen Kurunta, Labarnaş, Hattuşiliş, Sezar'dan söz et !".
O işimize ait olanlar bu da kültürel belleğimize ait, yani kimliğimize..
Desinler efendim kültürlerimizi kaybetmeden yazınız!


