ATIK TİCARETİ VE TÜRKİYE

Yayınlanma : 14 Aralık 2025 21:29
Düzenleme : 14 Aralık 2025 21:30

Küresel kalkınma süreçleri içinde gelişmiş olarak nitelendirilen ülkeler, atık yönetimi kapsamında uluslararası çöp ticaretine başvurarak atıklarının bir kısmını genellikle gelişmekte olan ülkelere ihraç ediyor. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından açıklanan atık  ticaretine dair raporda: “Avrupa Birliği’nin 2023 yılında AB dışı ülkelere 18,4 milyar euro değerinde toplam 35,1 milyon ton ağırlığında atık ihraç ettiği; 2004’ten bu yana %88 artış gösterdiği,

2023 yılında atık ihracatı rekoru kırıldığı” belirtiliyor.

İşin en ilginç yanı; AB tarafından ihraç edilen atıkların büyük bir kısmını (yaklaşık üçte birini) Türkiye kabul etmiş. Eurostat tarafından yayımlanan güncel verilere göre Avrupa Birliği, 2024 yılı içerisinde toplam 31 milyon 625 bin ton atık ihraç ederken, Türkiye'ye gönderilen atık miktarı 12 milyon 253 bin 956 ton olarak kayıtlara geçmiş. Bu miktar, son 10 yılda %50 artış göstermiş durumda. 

AB’den atık ithalatında Türkiye’nin ardından 5,3 milyon ton ile Hindistan ikinci sırada yer alırken; Hindistan’ı 1,7 milyon ton ile Mısır, 1,5 milyon ton ile Norveç ve 1,4 milyon ton ile İsviçre ve Endonezya takip ediyor. 2023 raporuna göre Türkiye’nin AB ülkelerinden ithal ettiği atık miktarı, daha alt sırasındaki beş ülkenin toplam miktarıyla yaklaşık olarak aynı seviyede.

Türkiye’ye gelen atık kalemleri arasında hurda metal, kağıt ve özellikle plastik atıklar öne çıkıyor. Ancak gelen plastik atıkların tamamının sağlıklı bir şekilde ayrıştırılmış olmaması, süreçteki en kritik sorunlardan biri olarak işaret ediliyor. Plastik atıkların barındırdığı çevresel ve sağlık riskleri, bu maddelerin ithalatını ve işlenme süreçlerini daha hassas bir konu haline getiriyor.

Öte yandan T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayımlanan ON İKİNCİ ALKINMA PLANI (2024-2028) Katı Atık Yönetimi ile ilgili Özel İhtisas Komisyon Raporuna göre “2021 yılında Türkiye’ye yaklaşık 685 bin ton plastik atık ithalatı yapılırken, yaklaşık 490 bin ton geri kazanılmış plastik eşyaların ihracatına izin verilmiştir”. Yani atık ithalatımız işlenmiş plastik ihracatımızdan fazladır. İşlenemeyen atıklar ise belediyelerin atık dökme alanlarına atılmaktadır.

Yasalarımıza göre ülkemize tehlikeli atık ithalatı yasaktır. Tehlikesiz atıklar (plastik, metal, cam, kağıt v.b.); Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından Çevre İzin ve Lisansı veya Geçici Faaliyet Belgesi alan geri kazanım tesislerine sahip sanayiciler tarafından ithal edilebilmektedir. Yurt Dışından Atık ticareti Bakanlık tarafından 2020 yılında hayata geçirilen Atık İthalatı Uygulama Genelgesine göre yürütülmektedir.

Bu kapsamda Türkiye’nin ithal ettiği plastik atıkların önemli bir kısmı, yurt içinden toplanan atıklarla birlikte düşük maliyetli ve genellikle iş gücüne dayalı Bakanlık kontrolündeki geri dönüşüm tesislerinde işleniyor. Geri dönüşüm oranlarının yükseltilmesi ve enerji geri kazanımı gibi hedefler görünürde olumlu olsa da, ithal atıkların kalitesi, işlenme biçimi ve bertaraf yöntemleri ciddi çevresel ve toplumsal maliyetler yaratıyor. Yine de geri kazanım ülke ekonomisi için büyük bir kazanç kapısı olarak görülmelidir.

Dünya’da nüfus arttıkça; ekonomik gelişme ve şehirleşme arttıkça üretilen katı atık miktarı da artmaktadır. Bu nedenle, ekonomik olarak daha gelişmiş, sanayileşmiş ve şehirleşmiş ülkeler daha fazla atık üretmektedir. Bu ülkelerde elindeki atıktan kurtulmak için çöp ihracatı yapıyorlar.

Bazı ekonomistler, uluslararası çöp ticaretinin serbest piyasa kurallarına göre işlemesinin tüm ülkeler açısından daha avantajlı olduğunu savunurken; bu ticarete yönelik eleştiriler ise, gelişmekte olan ülkelerin zararlı atıklar için birer “çöplüğe” dönüşmesini haksız buluyor. Ya siz? Kalın sağlıcakla.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.