Biliyoruz ki; yaşadığımız hayat bir imtihandır. Herkesin imtihan şeklini belirleyen Allah (c.c)’tır. Cenab-ı Hak Kur-an’ da mealen “ Andolsun sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden eksiltmekle behe-mehal imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele;(Bakara,155)” demiyor mu? Herkes bir vesile imtihan ediliyor. Kimimiz sağlığımızdaki hastalıkla, kimimiz eşle, evlatla, kimimiz mevki ve makamla, kimimiz para ve zenginlikle ya da yoksullukla imtihan içindeyiz!
Normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki doğuştan ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlara özürlü- engelli- diyoruz. Bu durum bu kişiler için bir eksiklik değil şüphesiz bir imtihan vesilesidir. Kaldı ki eli ayağı sağlam olsa dahi her insan bir engelli adayı olduğunu unutmamalıdır.
Bu hafta Engelliler haftası. Bu konuda pek çok şey söylendi, söylenmekte. Her yıl olduğu gibi bu senede görülüyor ki; engelli ya da özürlü kişiler hayata hep sitemkâr bakıyorlar, sözde sağlamlardan kendilerini eksikli hissediyorlar. Toplumda tutunmaya çalışırken yeterli destek göremediklerini ifade ediyorlar.
Ancak gerçek engelliler; zihinsel, bedensel ya da duyusal eksikliği olanlar değil, bütün azaları tam olup da aramızda parazit yapan, asalak olarak yaşayan, kısacası hep özürlü olarak dolaşanlardır. Bunlar kim mi?
Devletin bütün imkânlarından yararlandığı halde- hatta milletvekili dahi olan- ay yıldızlı bayrağımızı taşımaktan çekinen, istiklal marşımızı okumayan, terör örgütleriyle kol kola gezen, güvenlik güçlerimize laf söyleme cüreti gösteren, hatta taş atan,
İşe girmeden önce ne iş olsa yaparım abi deyip, işe girince daha ikinci gün bu paraya bu iş yapılmaz, “ne kadar ekmek o kadar köfte misali” işini savsaklayan, şükredeceği yerde işverenin ya da devletin arkasından küfreden, elindeki nimetin kıymetini bilmeyen; çalışmayı ekmeğini namusuyla kazanmayı değil, asalak yaşamayı tercih eden,
Temizlikten titizlikten bahseden ama çevreyi kirleten, sokakta yere tüküren, çöpünü rastgele atan, içtiği sigaranın izmaritini çevresine fırlatan, gereksiz yere gürültü yapan, her türlü yasağı ihlal etmeyi marifet sayan, hatta bununla övünen,
Trafikte seyrederken makas atan, trafiği felç eden, kurallara uymayan, kırmızı ışıkta geçen, ters yöne giren, bayan sürücüleri sıkıştıran, gereksiz yere korna çalan, kaldırımlara park eden, bisiklet ve yaya yollarını işgal eden, park yasağını ihlal eden, kısacası trafik kurallarını hiçe sayan,
Ağzını açtı mı dinden imandan bahseden ama inancının gereklerini yerine getirmeyen, kul hakkı yiyen, dili olup gıybet yapan, gözü olup harama bakan, zina yapan, eli olup hırsızlık eden, ayağı olup kötü yola giden, aklı olup gereksiz şeyler düşünen, üçkâğıtçılık yapan, kamu malına zarar veren,
Evine barkına eşine çocuğuna sahip çıkmayan, kadınlara çocuklara şiddet uygulayan, hayvanlara eziyet eden, sevgiden nasibini almamış, tüm canlılara zarar vermeyi marifet sayan,
Yeşil dokuya zarar veren, ormanları yakan, verimli tarım topraklarını işgal eden, toprağını hor gören, lüks peşinde koşan, tüketim alışkanlıklarını israf çılgınlığına çeviren, Üstelik bunları marifetmiş gibi sosyal medyadan paylaşan; gereksiz, görgüsüz milyonlarca insanı görebilirsiniz.
Sağlam olarak geçinen bu insanlar mı gerçek engelli? Yoksa herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlamaya, hayata tutunmaya çalışanlar mı?
Allah (c.c) hepimizi gerçek engelli (özürlü) sağlamların şerrinden korusun. Kalın sağlıcakla.


