HAYATIN PERDESİ KAPANMADAN

Yayınlanma : 30 Mart 2026 11:44
Düzenleme : 30 Mart 2026 11:45

Mart ayı pek çok önemli farkındalık günlerine sahne oldu. Bunlardan biri de 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günüdür. Bir sahne sanatı olan tiyatro, yaygın bir deyişle “insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı” olarak da ifade edilir. Aslında yeryüzünde kendini insan olarak tanımlayan canlılar binlerce yıldır bu sanatı icra etmiyor mu? Bir insan olarak, meramımızı diğer insanlara insanca anlatmaya çalışmıyor muyuz?  (tabii anlayana)

Tiyatro hayatın aynasıdır. Hayatın tüm gerçeklerini insanın yüzüne haykırır. Aşkı, sevgiyi, acıyı, sevinci yaşanan her duyguyu gösterir. Seyredenler sahnenin bir yerinde kendini bulur. Tıpkı  evde, işte, dışarıda olduğu gibi bazen güler bazen ağlarız, bazen korkar, bazen heyecanlanırız, bazen sevinir, bazen üzülürüz.

Gerçekten, yaşadığımızı sandığımız bu dünya hayatı bir tiyatro oyunudur, bir oyalanma yeridir. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in 29. Suresi olan Ankebut Suresi, 64. Ayetin mealinde belirtildiği üzere: “Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve (eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi.” Ayetleri varlık nedenimizi açıklamıyor mu?

Öyle ya, dünya hayatında, doğumdan ölüme Levh-i Mahfûz’da bize biçilen rolümüzü oynuyoruz. Ve vakti saati dolduğunda, kadın ve erkek, tıpkı tiyatro sahnesinde olduğu gibi hayat “VE PERDE” denecek, sahne kapanacak. Asıl hayata –ahirete- göçeceğiz hayırlısıyla, Rabbim hayırlı ömür, hayırlı ölüm versin, inşallah.

Kim olursan ol, hangi makamda bulunursan bulun, ölüm gerçeğinden kurtuluş yok. Hiçbir makam hiçbir servet ebediyen kalıcı değildir. Yani  “Ölüm var, Ölüm”. Başkan da olsan, Bakan da. Genel müdür de olsan çalışan da. Patron da olsan işçi de. Amir de olsan memur da. General de olsan er ve erbaş da… Musalla taşında ya “er kişisin” ya da “hatun kişi” fark etmez. “Ruhuna El Fatiha” deyiverirler. O anın ne zaman geleceğini ise sadece Rabbim bilir.

Hani deniyor ya: Yalan dünya her şey boşmuş. Dünya handır, bizler yolcu. Her gün birileri geliyor, birileri gidiyor. Bu bir imtihan sahnesi ve bu imtihanın neticesini gittiğimizde öğreneceğiz. Ama şunu çok iyi biliyoruz Allah (c.c) ihsanı büyük, inananları affedecek inşallah. Bir şey hariç -kul hakkı- ile gelmeyin diyor.

Özellikle her gün birbirine atıp tutan siyasiler, parti başkanları, milletvekilleri, idareciler, kamunun en üst makamlarında görev yapanlar, yerel yöneticiler, başkanlar, büyük iş insanları, patronlar, amirler, mevki makam sahipleri başta olmak üzere hepimiz kul hakkı konusunda kendi muhasebemizi yapmalıyız. Onun için aldığımız her nefesi son nefesmiş gibi hareket etmeliyiz. Haksızlık yapıp kul hakkı yememeye dikkat etmeliyiz. Kul hakkı olanların helalleşmesi gerekir. (günümüzde bu ne kadar mümkün olabilirse?)

Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi “Dün geçti, Yarın var mı? Gençliğine Güvenme! Ölenler hep ihtiyar mı?”  Bunu hiç unutmayalım. Hayat “Ve perde” demeden, hayatımızın perdesi kapanmadan kendimizi hesaba çekelim, -ölmeden ölmeyi- düşünelim ve dünya tiyatro sahnesinde adımlarımızı ona göre atalım. Gelin “keşke dememek” için ertelediğimiz her şeyi bugün yapalım. Eşimize, dostumuza sevgimizi yüksek sesle haykıralım.

Hz Mevlana’nın "Bir gün gelir, açmaz dediğin çiçekler açar. Gitmez dediğin dertler gider. Bitmez dediğin zaman geçer. Hayat öyle bir sır ki; önce şükür, sonra sabır, sonra da inanmak gerek." Sözleri bizlere yol göstersin. “BU DA GEÇER YA HU!” diyelim ve her günümüzü son günümüz gibi değerlendirelim. İnşallah. Kalın sağlıcakla.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.