Halkın, bir yıl içinde arka arkaya gelen günlerle toplumsal, hukuksal, ekonomik, tarımsal, siyasal, kültürel, dinsel ve büyüsel oluşumları tespit etmek amacıyla kullandığı geleneksel bilgi ve uygulamaları "halk takvimi" olarak adlandırılır. Bu takvimde meteorolojik hadiselere göre tarımsal faaliyetler ifade edilir, Bazı yörelerde halk, yıllardır halk takvimine göre plan ve program yapar. Yani halk takvimine göre halk meteorolojisi kadim bir inanış ve gelenektir.
Anadolu’da halk arasında kullanılan meteorolojik dil, kuşaklar boyunca yapılan gözlemlerle şekillenip doğanın tekrar eden döngülerine dayanıyordu. Hatta takvimlerde bile bu bilgilere yer veriliyordu. Bu köklü miras nesilden nesille devam ede gelmiştir.
Halk takvimine göre; Kış mevsimi 8 Kasım da başlar, 6 Mayıs’a yani Hıdırellez gününe kadar sürer. Yaz ise 6 Mayıs (Hıdırellez günü) başlar 8 Kasım’a kadar sürer. Kış devresi 45’er günlük Kasım, Zemheri, Hamsin adlı üç ana bölüme ayrılır. Tamamı 179 gün olarak kabul edilen kış devresinin ilk 135 günü yani Kasım - Zemheri - Hamsin aylarına “sayılı” ya da “hesaplı” adları verilmektedir. Kasım 46’sında (Miladi 21 Aralık) kırk gün anlamına gelen ERBAİN başlar. Kasım 86’sında (Miladi 31 Ocak) HAMSİN başlar, elli gün sonra (21 Mart/Nevruz) böylece kışın en soğuk zamanları sayılan 90 (doksan gün) geçmiş olur. Bu durumu göz önüne aldığımızda Mart ayı içinde daha soğuk ve yağışlı havaların devam etmesi beklenir.
Halk takvime göre genellikle 26 Şubat – 4 Mart, milâdî takvime göre ise 11-17 Mart arasındaki günlerde halk arasında daha çok “kocakarı soğukları” adıyla anılan günler yaşanır. Kocakarı fırtınası Mart ayının son 3 ve Abril(Nisan) ayının ilk 3 günü boyunca devam eden sayılı günlerdir. Bu ve bunun gibi yöreden yöreye değişen iklimsel inanışlar vardır.
Dağda koyun otlatan çobanın keçinin kuyruğuna bakarak rüzgârın yönünü tayin etmesi, havanın yağacağını tahmin etmesi gibi; hep halkın kendi meteorolojik olaylardan edindiği deneyimlerin eseridir.
Yüzyıllardır doğayla iç içe yaşayan toplumların Halk Takvimi kapsamında geliştirdiği meteoroloji dili, iklim değişikliğiyle birlikte belirgin bir dönüşüm geçiriyor. Çiftçilerin rüzgârın yönüne, bulutun rengine, hayvanların davranışına bakarak yaptığı mevsim tahminleri zemheri soğukları, pastırma yazı, erbain soğukları, kırlangıç fırtınası ve kırkikindi yağmurları gibi halk takvimine dayalı kavramlar artık eskisi kadar tutarlı sonuçlar vermiyor.
Son yıllarda, uzun yıllara dayanan ve nesilden nesille aktarılan deneyim sonucu ortaya çıkan halk takviminde yer alan meteorolojik ifadeler iklim değişikliğiyle geçerliliğini kaybediyor.
Halk meteorolojisi ve modern meteoroloji arasındaki fark, her yıl biraz daha fazla hissediliyor. Uzun kış soğuklarının yerini kısa aralıklı soğuk havaya bırakması, aniden gelişen dolu, sağanak ve sel olayları, uzun süren kuraklık, beklenen kar yağışlarının azalması vb. Örnekler saymakla bitmiyor.
Peki, neden değişim bu kadar hızla arttı?
Artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimine bağlı olarak meteorolojik afetlerin sıklığı ve şiddetinin artması gibi olaylar, bu kadim bilgi birikiminin dayandığı iklimle ilgili doğal döngüleri zorluyor.
Maalesef, son yıllarda halkın meteoroloji takvimi eskisi gibi tutarlı sonuçlar vermiyor. Günümüzde İklim değişikliğinin ana nedeni olan fosil yakıtların kullanımının artması atmosferdeki sera gazlarının kalınlığını artırıyor. Bu durum küresel ısınmaya ve hava sıcaklıklarının artmasına neden oluyor. Küresel ısınmanın çevresel etkileri her geçen yıl daha da artıyor. Bu durum doğal olarak halk takvimini de etkiliyor.
Biz biliyoruz ki; etrafımızdaki atmosfer kaotik bir yapıya sahip. Normal hava diye bir tanım yok oldu zaten. Bu nedenle eski klimatolojik gözlemlerin bugün pek geçerli olmadığı ya da yavaş yavaş önemini kaybettiğini görüyoruz. Bundan dolayı da halk takvimiyle modern meteoroloji arasında bir uçurum belirmeye başladı.
Çok eski yıllardan beri yaşanmış hadiselerle tecrübe edinilen ve geleneksel hale gelen halk takviminin tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesimler için yaşamsal önemi vardır. Örneğin toprak ısınmadan atılan bir tohum yeşermez; bu yüzden özellikle çiftçilikle uğraşan bazı büyüklerimiz işlerini buna göre ayarlarlar. Bundan böyle tarımla uğraşanlar başta olmak üzere gelecek plan ve programları yapanlara Modern meteorolojiyi takip etmelerini tavsiye ediyoruz.
Kalın sağlıcakla.


