KOR ATEŞİ (3215, 3216, 3217,3218)

Yayınlanma : 18 Nisan 2026 18:40
Düzenleme : 18 Nisan 2026 18:40

Yazımın başlığını ne koyacağımı bilemiyorum. Galiba en iyisi bu. 3215,3216, 3217, 3218.  Bunlar Kahramanmaraş’ta bir okulda aynı sınıfa giden öğrencilerin okul numaraları olması gerekirken, vefat eden ve yan yana defnedilen 4 arkadaşın mezar başlarındaki tanıtım numarası. Bunlar gibi 4 öğrenci ve bir öğretmenimizi de aynı şekilde numaralandırarak uğurladık. Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun inşallah. Yaralılara da acil şifalar diliyoruz.

Siverek’te ve Kahramanmaraş’taki menfur saldırılar sonrası ülke olarak çok üzüldük. En üst seviyeden bu olayların içinden nasıl çıkılacak, bu tür olaylara çocuklarımız neden sürükleniyor, ne gibi önlemler alınmalı gibi çözüm önerileri tartışıldığı bir ortamda hayatını kaybeden çocukların ailelerinin yüreğindeki kor ateşini söndürecek bir adım henüz atılmış değil.

Allah kimseyi evladıyla sınamasın” diye çok bilinen bir söz vardır. Bu sözün gerçek anlamını evladını kaybeden anne babalar bilirler. Analar, babalar sabah evden öperek koklayarak okula yolladıkları evlatlarının yolunu gözlerken akşam evlerine tabutları içinde dönüyorsa, tabutlarına sarılıp gözyaşı döküyorlarsa sözün bittiği yerdeyiz demektir. Artık o ailelerinde yüreklerine ateş düşmüş hem de hiç sönmeyecek bir kor ateşi düşmüş demektir. Bu öyle bir ateş ki ancak yaşayan bilir. Rabbim başka kimselere yaşatmasın.

Bu kor ateşi öyle bir ateş ki; deşeledikçe harlanır. Bir dönem unutulmuş gibi olsa da günü ve zamanı geldiğinden yeniden alevlenir. Bu olayda evlatlarını kaybeden anne ve babaların yüreğindeki ateş çok taze sanki hiç dinmeyecekmiş gibi canlarını yakıyor. Allah sabır versin, çok çok zor. Gazze’deki çocuklara gözyaşı dökerken burnumuzun dibinde katledilen kendi çocuklarımıza nasıl üzülmeyelim.

İnsanoğluna verilen en büyük meziyetlerden biri de unutmak. Zaman her şeyin ilacı. Ölenle ölünmüyor. Kaybettiğimiz yakınlarımızın özellikle de evlatlarımızın acısını yüreğimiz kor ateşi gibi gömmekten ve kendi kendimize onunla yaşamaktan başka bir yol yok. Çünkü hayat devam ediyor.

Ülke olarak pek çok badirelerden geçtik. Başta terör saldırıları olmak üzere deprem, sel, çığ düşmesi gibi afetlerin yanı sıra trafik kazalarından kaybedilen vatandaşlarımızın haberlerini aldığımızda nasıl milletçe üzülüp, üstesinden geldiysek okullarda olan çocuk cinayetlerinin de üstesinden geleceğiz, inşallah.

Emin olun bugünlerde geçecek. Bu olaylarda sıradanlaşacak. Tek bir şey değişmeyecek. Yaşanan olaylarda evlatlarının kaybeden ana babaların yüreğinde kor ateşi yanmaya devam edecek. Bu ateşi kimse söndüremeyecek.

Bana göre çocuklarımızın geleceği ülkemizin gerçek bir beka sorunudur. Bu sorunun üzerine gidilmesi gerekir. Ülke olarak bizlerin yüreğinin soğuması için gereği yapılmalı. Önceki yaşanan elim hadiseler dibi olmamalı.  Ancak görünen o ki;  verilen mesajların ötesine geçilmeyecek, kimse sorumluluk üstlenmeyecek ve ateşin üstüne serpilecek suyla unutulup gidilecek. Belki yıldönümlerinde bir kez daha anılacak, o kadar.

Dedim ya, Allah kimseyi evladıyla sınamasın. Ateş düştüğü yeri yakar ve yakmaya da devam eder. Gerisi hikâyeden ibarettir. Nokta. İmza: Evladını erken yaşta kaybetmiş bir baba. Kalın sağlıcakla

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.