Yaşı benim gibi yetmişe dayanan vatandaşlarımız hatırlarlar; altmışlı yıllarda ilkokullarda süt tozu, fındık, kuru üzüm dağıtılırdı. Bizde sevinirdik, gönderenlere teşekkür ederdik.
Amerikan yardımı adı altında verilen zamanı geçmiş süt tozu, margarin yağı, gravyer peynirin ülkemizde tüketilmesine karşı savaş açan ilk gıda uzmanı kimdir biliyor musunuz?
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası tarafından sınırlı sayıda tekrar basılan ve PDF olarak da yayınlanan “Gıda Emperyalizmi ve Açlık Korkusu” kitabın yazarı: DOÇ. DR. OSMAN NURİ KOÇTÜRK,

1994’te aramızdan ayrılan merhum Osman Nuri Koçtürk hoca, beslenme politikalarını, çevre sorunlarını, biyopolitikayı yıllar önce halkın gündemine sokmayı başarmış değerli bir bilim insanıdır.
Merhum Koçtürk, ABD’nin 1950’li yıllarda Türkiye’ye gönderdiği süt tozu ve unların ülkeye verilen zararlarını anlatmak için çabalarken, az gelişmiş ülkelere gıda yardımı adıyla üretim artıklarının pompalandığına dikkat çekmiş, tüm bunların ardında başka amaçların olduğunu vurguladığı Sessiz Savaş, Gıda Emperyalizmi ve Açlık Korkusu kitapları o dönem oldukça ses getirmiştir.
Osman Nuri KOÇTÜRK hoca, katıldığı radyo programlarında et yiyemeyen yoksullara en besleyici ve ucuz besin olarak tarhana çorbası içmelerini önermesi üzerine kendine “Tarhana Osman” adı verilmiş. İthal ürünlere karşı savaş açtığında, zeytinyağı ve tarhana yemeyi öğütlediği için de adı "TARHANA OSMAN" a çıkmıştı.
Namı diğer Tarhana Osman, okyanus ötesinden pompalanan gıda üretimi ve beslenmeyle ilgili ezberleri ve dayatmaları bozan bir akademisyendi. Sayın Koçtürk, gıda yönünden kendi kendine yeten ülkelerden olan Türkiye'nin yanlış tarım politikaları ile "ithal tarım ürünleri pazarı haline getirileceği" konusunu ilk yazan bilim adamı olduğu anlaşılıyor.
Bugün Türk tarımı, ülke genelinde küçülüyor. Günümüzde girdi maliyetlerinin artması yüzünden çiftçimiz üretemez hale geldi. Pek çok çiftçi toprağa küstü, tarımla uğraşmayı bıraktı. Tarımsal üretim vatandaşı doyurmaya yetmediği için ithalat daha da kolaylaştırıldı, dışa bağımlı hale geldik. Hiçbir zaman başkasına muhtaç olmadığımız samanı, patatesi bile ithal eder olduk.
Hükümetin açıkladıklarına göre Gayri Safi Milli Hâsıla, (GSMH) artıyor yani zenginleşiyoruz! Gelirlerimiz arttıkça; tahıl tüketimine ve gıdaya talep artıyor. Ancak tarım arazilerimiz azalıyor, bunun yanı sıra girdi maliyetler artıyor tahıl üretimi zorlaşıyor. Çözüm ithalatta bulunuyor ama onun da çare olmadığı görülüyor.
Merhum KOÇTÜRK Hocanın 60 yıl önce kaleme aldığı şu ifadesini çerçeveletip asmak gerekir:
“Günümüzde bir toplumu uysallaştırmak, yönetmek, entelektüel kapasitesini azaltmak, az düşünen bireylerden oluşan bir toplum yaratmak için top ve tüfek gerekli değildir. Bunu beslenme politikalarını ele geçirerek sulh içinde ve minnet duygularıyla başarabilirsiniz. Amerikan Emperyalizminin yaptığı budur.”
Toplum olarak Amerikan usulü hızlı ve paket beslenmeye alıştırıldık. Hazır gıdalar daha çok tüketiliyor. Bunun sonucu Obezite arttı. Sonuçta hastalıklardan yakamızı kurtaramaz olduk. Resmi ve özel tüm hastaneler dolup taşıyor. Bitmek bilmeyen hastalıklarımız yüzünden ilaç firmalarını zengin ettik. Etmeye de devam ediyoruz.
Bireysel alışkanlıkların israf çılgınlığına dönüştüğü günümüzde kanser başta olmak üzere pek çoğu ölümle sonuçlanan kalp ve damar hastalıklarının artması o dönemden kalma yanlış beslenme ve tarım politikalarının ürünü değil mi? Halen bu politikalar sürdürülmüyor mu?
Bu vesileyle Sayın Doç. Dr. Osman KOÇTÜRK (namı değer Tarhana Osman) hocaya Allahtan rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun, inşallah. Günümüzdeki Tarhana Osmanlara da selam olsun, Kalın sağlıcakla.


