BAŞKAN’IN İKİNCİ YILI BITERKEN…

Yayınlanma : 17 Mayıs 2026 22:15
Düzenleme : 17 Mayıs 2026 22:20

Sarayönü Belediye Başkanı Sayın Necati Koç’un en çok dikkat çeken yönlerinden biri, çalışkanlığı, mütevazı duruşu ve halktan kopmayan hizmet anlayışıdır. Makamın ağırlığına rağmen vatandaşın içinde olmaya, sahada görünmeye ve insanların derdini dinlemeye gayret eden bir başkandır.

     Bugün bir belediye başkanının kıymeti yalnızca makam odasında değil; sokakta, pazarda, mahallede, vatandaşın yanında belli olur. Necati Koç’un Sarayönü için ortaya koyduğu gayret de memleketine hizmet etme derdi taşıyan samimi bir anlayışın göstergesidir.

      Fakat son zamanlarda sosyal medyada kullanılan bazı ifadeler, yalnızca başkanı değil; onu seven, emeğine inanan, iyi niyetini bilen insanları da incitmektedir. Bir yorumu okuyan, bir paylaşımın altında asla haketmediği  sözlere denk gelen insanlar; sadece siyasi olarak değil, insani olarak da üzülmektedir.

           Çünkü bazı sözler vardır; hedef aldığı kişiden önce, onu sevenlerin kalbine değer.

     Elbette eleştiri olacak. Hizmet sorulacak, eksik söylenecek, beklenti dile getirilecek. Vatandaşın bunu yapması en doğal hakkıdır. Gördüğüm ve takip ettiğim kadarıyla Başkan görevini gerktiği şekliyle yapmaktadır . Ama eleştiri başka, gönül kırmak başkadır. Bir insanın emeğini yok sayan,  ailesini ve sevenlerini üzen bir dil; ne demokrasiye ne de Sarayönü’nün hemşehrilik hukukuna yakışır.

     Sarayönü küçük ama gönlü büyük bir ilçedir. Burada insanlar aynı camide saf tutar, aynı pazarda selamlaşır, aynı düğünde yan yana gelir, aynı cenazede birbirinin acısını paylaşır. Bugün sosyal medyada yazılan ağır bir söz, yarın gerçek hayatta bir bakışa, bir kırgınlığa, bir mesafeye dönüşebilir.

           O yüzden sözümüzü öfkeyle değil, insafla söylemeliyiz.

     Bir ilçeyi yönetmek dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir. Her mahallenin ayrı derdi, her sokağın ayrı beklentisi, her vatandaşın ayrı talebi vardır. Başkanlık makamı sadece koltuk değil; dert dinleme, yük taşıma ve çoğu zaman kimseye belli etmeden yorulma makamıdır.

     Necati Koç’un mütevazı tavrı da ayrıca önemlidir. Makamla büyümeyen, makamı hizmet vesilesi gören, kendini ilçenin üstünde değil ilçenin hizmetinde kabul eden bir anlayış; Sarayönü gibi kadim bir ilçeye yakışan anlayıştır.

      Sosyal medyada bir cümle yazmak kolaydır. Fakat o cümlenin muhatabı olan insanın da bir kalbi, bir ailesi, bir emeği ve onu seven insanlar olduğunu unutmamak gerekir. Klavyenin başında yazılan her söz, bazen bir evin içine kadar girer; bir annenin, bir evladın, bir dostun, bir hemşehrinin , bir  - abinin -  yüreğini sızlatır.

      Yol mu eksik? Söyleyelim. Mahallede ihtiyaç mı var? Dile getirelim. Bir hizmet gecikti mi? Takip edelim. Ama bunu kırmadan, dökmeden, küçültmeden yapalım. Çünkü bir memlekette insanlar birbirini kırarsa, yapılan hizmetin de tadı kalmaz.

       Sarayönü bir ev ise, başkanı da bu evin hizmetkârıdır, vatandaşı da bu evin sahibidir. Ev sahibiyle hizmetkâr   kavga ederse, o evin huzuru bozulur.

       Bugün mesele yalnızca bir belediye başkanını savunmak değildir. Mesele, Sarayönü’nde konuşma ahlakını, hemşehrilik hukukunu ve memleket vefasını korumaktır.

       Bu yüzden gelin, eleştirirken de Sarayönülü gibi eleştirelim. İncitmeden, üzmeden , karalamadan…

      Eleştiri olsun, ama edep içinde olsun. Muhalefet olsun, ama insafla olsun. Sözümüz sert değil, faydalı olsun. Amacımız yıkmak değil, Sarayönü’nü birlikte ayağa kaldırmak olsun.

            Çünkü Sarayönü hepimizin.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.