Bir genç bazen uyuşturucuya kendi ayağıyla gitmez; onu oraya yanlış arkadaş götürür. Önce masum görünen bir ortam, sonra “bir şey olmaz” diyen bir ses, sonra geri dönüşü zor bir karanlık…
Uyuşturucu kapıyı çoğu zaman düşman gibi çalmaz. Bazen gülen bir yüzle gelir. Bazen “kardeşim” diyen birinin elinde uzatılır. Bazen de insanın en zayıf anını bekler. Genç üzgündür, yalnızdır, kırgındır; birileri ona sahte bir cesaret, sahte bir mutluluk, sahte bir unutma hâli sunar. Ama o sahte ferahlığın bedeli ağırdır: akıl gider, irade gider, aile huzuru gider, gelecek gider.
Uyuşturucu önce insanın bedenine değil, iradesine çöker. “Ben istersem bırakırım” dedirtir; sonra insanı kendi sözünün altında ezer. Önce merak gibi görünür, sonra alışkanlığa döner; alışkanlık bağımlılığa, bağımlılık ise insanın kendine yabancılaşmasına dönüşür. Uyuşturucu, insanı yaşarken hayattan koparan karanlık bir esarettir.
Bir anne düşünün… Evladı eve biraz geç kalsa yüreği sıkışan bir anne. Bir baba düşünün… Çocuğu okusun, ayakta dursun, kimseye muhtaç olmasın diye ömrünü tüketen bir baba. Sonra o evladın kötü bir çevrede yavaş yavaş solduğunu görmek… İşte uyuşturucu sadece bir genci yakmaz; bir annenin duasını gözyaşına, bir babanın emeğini sessiz çöküşe çevirir.
Rabbimiz Kur’an’da, “Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun” buyurur. Peygamber Efendimiz de, “Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin” diye öğüt verir. Çünkü arkadaş yalnızca vakit geçirilen insan değildir; insanın huyuna, diline, ahlakına ve kader yoluna tesir eden bir aynadır.
İyi arkadaş seni namaza, emeğe, aileye, hayra ve doğruya yaklaştırır. Kötü arkadaş ise önce aileni “seni anlamıyorlar” diye gösterir; sonra doğruyu sıkıcı, yanlışı eğlenceli yapar. En sonunda seni kendinden bile uzaklaştırır.
Genç kardeşim, şunu unutma: Her “gel” diyen dost değildir. Her gülen yüz iyi niyetli değildir. Her kalabalık güvenli değildir. Bazen en büyük yiğitlik kavga etmek değil, yanlış masadan kalkabilmektir. Bazen en büyük cesaret, herkes “dene” derken “hayır” diyebilmektir.
Çünkü bu hayat sana emanettir. Aklın emanet, bedenin emanet, annenin duası emanet, babanın emeği emanet, gençliğin emanet… Allah’ın verdiği tertemiz ömür, birkaç kötü arkadaşın elinde ziyan edilecek kadar ucuz değildir.
Uyuşturucu bir kaçış yolu değil, çıkışı zor bir kuyudur. O kuyuya düşmeden önce yanındaki insana bak. Seni Allah’a, ailene, emeğe ve temiz bir geleceğe yaklaştırıyorsa tut elinden. Seni gizliye, yalana, geceye, zehre ve pişmanlığa çağırıyorsa uzak dur.
Çünkü bazen insanın bütün hayatı, kiminle yürüdüğüne bağlıdır.


